Histanbul
Seyrine doyamadığımız İstanbul. Belki de bu İstanbul aşkı nedeniyle içimizde hep, ona ait görsel üretme isteği var. Bu yapmış olduğumuz çalışmalar geleceğe bir belge, bir görsel arşiv taşıma kıvamında. Bu çalışma grubunda, en az benim kadar fotoğraf sevdalısı ve İstanbul gönüllüsü otuz sekiz arkadaşımla yola çıktık. Önceleri sınıf ortamında başladığımız çalışma grubumuz çevrimiçi katılımcıların da eklenmesi ile hibrit olarak devam etti. “Neydi sizi içine çeken?” derseniz; samimiyet, özveri, birliktelik ve fotoğrafın ta kendisi.
Üzerinden tam bir yıl geçti. Salonlarda fotoğraflar asıldı. Elimizdeki kitap doğdu ve bu günlere geldik. Emek vermeden hiçbir şeye erişimin açık olmadığını söyleyebilirim. Çalışmak üretmek gerekli. Bu çalışma grubuna katılan arkadaşlarımla birlikte üretmeyi başardık. Toplantılarda konuştuk, paylaştık. En önemlisi bir nakış gibi işledik seçtiğimiz fotoğrafları ve sonunda hepimizin belleklerinde yer tutacak ürün, HİSTANBUL ortaya çıktı. Mutluyuz, çünkü üretebilmenin, görsel bellek oluşturmanın hazzı hiçbir şeyle değiştirilemez. Kuşaktan kuşağa aktarılacak olan bu kitapla görseller bir kez daha ölümsüzleşmenin keyfini yaşayacak. Bir görsel bin bir göze çarpacak ve o hisleri yaşatacak. Benim bir arzum var. Eğer bu yazıyı okursanız mutlaka fotoğraflara zaman ayırın. Zaman ayırın ki ayrıntıları da görün.
Bir kitap kolay oluşmuyor. Fotoğrafların yan yana gelmesi değil mesele aslında. Özgün yapıların bir dil oluşturması, düzen içinde ilerleyerek hislere dokunabilmesi. Benim tasarladığım işlerde genelde, izleyen kitabın içinde kendisini arayıp buluyor ve hislerin kanalından geçerek vermek istediğimiz mesaja yine duygularla ulaşabiliyor. Keyif almanızı diler, görsellere sizden geçen duyguların süzülüp hayat bulmalarını arzu ederim.
Bu kitapta emekleri olan arkadaşlarımıza teşekkürü bir borç bilirim. Başta bize inan her daim yanımızda olan derneğimiz İFSAK ve Yönetim Kuruluna, baskıları yapan matbaanın emekçilerine, bizi yalnız bırakmayan gurubun hislerine tercüman olan güzel videolar çeken ve her soruyu özenle cevaplayan danışman yardımcısı Münevver Antczak’a, yazıları düzelten derleyen Dilşad Aktaş Canatay’a, tasarım uygulaması için Meltem Sümeli’ye, kitabın başında grup adına yazı yazan değerli hocamız Levent Küey’e, atölye sürecinde bizi çaylarıyla, kahveleriyle yalnız bırakmayan Nuh Bay’a ve tüm katılan, görsel üreten, benimseyen dostlarıma teşekkürü bir borç bilirim.
Serkan Turaç






